23 Eylül 2017 Cumartesi

FİLM SEÇKİSİ 23



KEDİ ÖZLEDİ

Mustafa Şevki Doğan, 2013

Romantik komedi türünde tatlı bir film. Evlilikleri sıradanlaşan ama birbirlerini çok seven bir çift. Erkeğin çapkın arkadaşları hep birlikte bir çapkınlık planı yapıyorlar. Erkek de istemese de katılıyor. Ancak her şey yüzüne gözüne bulaşıyor. Not:3/4

LOVE, ROSIE

Sam Claflin, 2014, Almanya

Çocukluklarından itibaren birlikte büyüyen bir kızla oğlan farklı hayatlar yaşarlar, ilişkileri olur, evlenirler, bir yandan da arkadaşlıkları sürer. Birbirlerini sevdiklerinin farkında değildirler. Hoş, zarif film. Not:3/4

KUZENİM RACHEL

My Cousin Rachel

Sam Claflin, 2017, İngiltere

Genç bir adam, kuzeninin yanında büyür. Kuzeni, Rachel adında bir kadınla evlenir, ancak kuzeni ölür. Genç adam, kuzenini Rachel’in zehirlediğini düşünür. Ancak kendisi de Rachel’a aşık olur. Klasik bir eserden uyarlama güzel bir dram. Not:3/4

İSTİLA

The Invasion

Nicole Kidman, 2007, A.B.D.

Heyecanlı bir bilimkurgu. Dünyaya, dünya dışından bir virüs bulaşır. Bir doktor ve arkadaşları da insanlığı kurtarmaya çalışır. Bildiğimiz Amerikan aksiyonlarından ancak sürükleyici. Not:3/4

KAYIP KADIN

Missing Woman, 2016, Güney Kore

Kızıyla yaşayan bir kadın bir dadı tutar ancak dadı ve kızı kaybolur. Kadın, dadıyı ve kızını bulmaya çalışır. Heyecanlı bir aksiyon. Hiç nefes almadan izleniyor. Not:3/4

22 Eylül 2017 Cuma

LR


İşimizin mantığını soranlara verilebilecek alternatif bir örnek;Merhabalar,
Bugün bayram ziyaretinizde zengin bir akrabanız size dedi ki,
Sana bir işyeri açalım, kira ödeme benden olsun, ürünler için stok maliyetin olmasın ben senin için stoklarım, malların sevkiyat ücretini karşılayacağım, tahsilat derdin de yok. Onu da ben halledicem.
Eeee ben ne yapacağım??
Siz sadece ürünlere müşteri bulacaksınız. Kullanıp beğendiğiniz ürünleri çevrenize tavsiye edeceksiniz.
Yani yapacağınız iş satış- pazarlama.
Teklif kulağınıza sıcak geliyor değilmi? işte size LR da teklif ettiğimiz şey budur.
Peki bu dükkanı açmak için ne kadar maliyetiniz var? Sıfır.
Sadece ilk açılışta bazı ürünleri denemenizi istiyoruz. Ki bu ürünler Avrupa'nın birçok önemli labaratuvarından onaylı Alman malı kaliteli kişisel bakım ürünleri. Deneyip memnun kaldığınız ürünleri çevrenize anlatacaksınız.
Bu işten ne kadar kazanırım??
Ürünleri satmayı tercih ederseniz net %40
Yok ben pazarlama ağımı kurarım, iş ortaklarımın oluşturduğu cirodan prim kazanırım derseniz. % 21 e kadar prim kazanabilirsiniz. Burada bir örnek verelim;
10 kişilik bir ekibiniz var, ve her biri 2000 lira ciro yapıyor. Sizin bu tabloda yaklaşık aylık geliriniz 1500 -2000 TL olur.
Eee ben hiç birşey yapmadım, ekibimdekiler satış yaptı. Ben neden para kazanacağım;
Burada yazımızın başına dönelim, sizin göreviniz şirkete müşteri kazandırmaktı. Siz müşteri kazandırmak için emek harcıyorsunuz, dil döküyorsunuz. Şirkette sizin bu reklam - pazarlama faaliyetiniz için size prim ödüyor. Yani tv reklamına para vereceğine, size prim ödemeyi tercih ediyor.
LR sistemi harika tasarlanmış bir pazarlama sistemidir.
Bayanlar aldığınız elbisenin reklamını yapıyorsunuz. Mesela herhangi bir Zara mağazasında size, " bize müşteri kazandırdığın için teşekkürler deyip para ödediler mi? "
Yada beyler, wolkswagen bir arkadaşınızı onlara araba almak için getirdiğinizde size para ödedi mi? Hayır.
Peki sizlerin olumlu düşünce ve motivasyonu olmasa bu arkadaşlarınız yinede bu ürünleri alırmıydı? Bilmiyoruz.
İşte network marketing budur. Memnun kaldığınız ürünleri başka insanlarada tanıtmak. Ve bu reklamın karşılığını almak.
Ülkemizde LR ile 20-30 bin TL kazanalar var. Hatta daha fazlası.
Şirkette belirli bir seviyeye geldiğinizde araba ödülüde var. ( corsa- Mercedes) İşinizi daha efektif yapabilmeniz için.
Hayatınızda daha farklı birşeyler yapmanın Zaman'ı geldi. Gelin detaylıca konuşalım, ve güzel bir ek gelire sahip olalım. Kim bilir belkide tek işimiz bu olur günün birinde.

LR'yi kullanan ünlüler:






Üye olmak isteyenler veya daha fazla bilgi almak isteyenler aşağıdaki linki tıklayabilirler.


Not: Bu yazıyı, LR'ci blog ve insta arkadaşlarımın isteğiyle yayınlıyorum.

21 Eylül 2017 Perşembe

BLOGLARDAN SEÇMELER



FARKLI DİYARLAR

Kışın okul nedeniyle az yazan arkadaşımız nefis bir yazı yazdı. Kendini anlattı ve blog hayatını. Öyle tatlı yazmış ki.


VAROLAN

Güzelim yazılarıyla yeni arkadaşımız.


ASHLEY YUKA

Öğrenciler için beş pratik yemek tarifi verdi. Soğanlı yumurtayı deniycem.


GAMZE ESRA ERSÖZ

Gezenti arkadaşımız gezi yazılarına devam ediyor. Şimdi, İngiltere


İREM E.

Erasmusla Üsküp'e giden İrem artık bize ordan yazacak.


ELİF

Elif, hepimizi 2020'den önce 20 etkinliğe davet ediyor. Mutlaka okuyun.


YASEMİN AVUN

Bisikletle yaşadığı ilginç olayı anlatıyor bize.



20 Eylül 2017 Çarşamba

YOLDA 2


Work and Travel ile Alaska’ya gitmiştim. Amerika idi niyetim. Bizon mu beslesem, resepsiyon mu olsam, mısır mı toplasam derken Alaska değişik geldi. Balık ayırma tesisi. Sürekli balık geliyor ve sen onları ayırıyorsun.

Daha sonra Alaska’ya bir kez daha gittim. Bu kez de Greenpeace ile. Buzullara sıkışmış bir balinayı kurtarmak için. Ama bu gidişim balık ayırmak içindi. Bütün gün balık ayırıyorduk. Üstümüz hep balık kokuyordu.

Ama çok arkadaşım oldu orada. Her ülkeden, rengarenkti. Bazıları İngilizce’yi düzgün konuşamazdı, bilmezdi. Hala arkadaşım hepsiyle. Face’den, watsaptan hep konuşuruz. Bir yerlere gidersek birbirimizin evinde kalırız.

Yazın Milan’a gitmiştim. Milan, İtalya’nın en güzel şehri. Orda biraz kalıp, ordan Como gölüne geçeyim, sonra Sofya. Sofya’dan otobüsle döneyim. Değişiklik olsun. Hep uçak olmasın. Bulgaristan da her zaman huysuzdur, vize konusunda. Ama bende iki yıllık İngiltere vizesi var, hiçbir şeyden korkmam yani.

Milan sokaklarında geziyorum. Bir anda bir arkadaşla burun buruna geldik. Alaska’dan. Orda sessizdi, popüler değildi. Ama olur ya hani, bir süre geçince, daha önce yakın olmadığınız biri bir anda yakın olur. Bu arkadaş da belki Alaska’yı hatırlattığı için gözüme çok güzel çok yakın gözüktü. Arnavut idi o.

Ama o İngilizce konuşamıyordu yine. Ben de Arnavutça, Makedonca bilmiyorum. Çok güldük, heyecanlandık ama konuşamadık bir türlü. Ne yapsak ne yapsak. Yoldan geçen İtalyanlara sorduk. İngilizce biliyor musunuz diye. Bilen biri çıktı. O İngilizce bilen İtalyan sayesinde biz Arnavutla konuşabildik. Her ikimizin konuşmalarını birbirimize çevirdi İtalyan.

19 Eylül 2017 Salı

YOLDA


Erasmus arkadaşları ile Yunan adalarına gitmeye karar vermiştik. Alman, İngiliz kızlar vardı, bir de biz Türklerden birkaç kişi.

İzmir’de Yunan konsolosluğuna gittik hep baraber. Girdik, vize alcaz. Ancak, pasaportunda Kıbrıs damgası olanlar alamaz dediler.

Allah, biz Türkler bir bağırmaya başladık. Nasıl olur bu, haksızlık bu. Buranın en yetkilisini çağırın, hemen gelsin dedik öyle bas bas bağırdık ki herkes geldi, en yetkili de. Ama yapacak bir şey yok dediler, emir var. Biz de tamam biz de gitmek istemiyoruz zaten deyip bütün evrakları yırttık.

Bizim Alman ve İngiliz kız da, yanımızda bizi dinliyorlar. Alman kız okulu bitirdi, şimdi Siemens’te çalışıyor, Münih’te, bilgisayarcı. Bizim bu Alman, Sylvia, durdu durdu, boş kalmamak için, konsolostakilere, “siz siz, terbiyesizsiniz” dedi.

Bu onun için müthiş kötü bir laftı. Gözlerini belertti böyle, söyledi, ama öyle komik ki, öyle kibar ki. Hiç de kızmış gibi değildi. Bu aramızda espri oldu tabii. Terbiyesizsiniz siz deyip parmağımızı sallardık karşıdakine.

Biz bu ekiple bir de Almanya’ya gittik, trenle, istanbul’dan. Tren, Sofya’da durdu. Biz, Sylvia ile yine indik trenden, istasyonda tuvalete gittik, çişimiz çok gelmişti. Döndük ama tren hareket etmişti. Ben bağırdım çağırdım durdurdum treni, bindik ama bize ceza kestiler. Sylvia’nın sesi çıkmadı. Ceza ödemeyiz biz öğrenciyiz dedim, o kadar çok ısrar ettim ki, kondoktör bıktı, vazgeçti. Kim ödeyecek değil mi o kadar euro cezayı.